11. İslam İktisadı Atölyesi Sonuç Bildirgesi


IEW 11 Sonuç Bildirgesi İKAM site son TR

İslam İktisadı Araştırma Merkezi (İKAM) tarafından 13-15 Ekim 2023 tarihinde gerçekleştirilen 11. İslam İktisadı Atölyesi’nde çevresel krizler konusu ele alındı. Türkiye başta olmak üzere, Endonezya, Katar, Malezya, Pakistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerden bilim insanlarının katıldığı iki günlük atölyede çevresel krizlerin sebeplerine ve bu krizler ile mücadele etmenin yollarına ve İslam iktisadı ve finansının sunabileceklerine ilişkin sunumlar yapıldı.

Atölye kapsamında aşağıdaki konular ele alındı ve kamuoyu ile paylaşılmasına karar verildi:

1. Ana akım ekonomi ve özellikle de mevcut büyüme merkezli ekonomik model, günümüzde karşılaşılan birçok krizle birlikte çevresel krizlerin de bizzat kaynağıdır. Zira bu tür bir ekonomik model, salt kâr ve üretim maksimizasyonunu ve tüketim toplumu oluşturmayı hedeflemekte ve bu sürecin getireceği olumsuz sonuçları göz ardı etmektedir. Bu ise zaman içerisinde önemli sorunlara yol açarak dünyanın yaşanabilir bir yer olma özelliğine darbe vurmaktadır. Bu nedenle dünyada hâkim olan bu ekonomik modelin ciddi bir şekilde sorgulanması gerekmektedir. 


2. Liberal ekonominin lineer anlayışı doğrultusunda, ekonomik büyüme için kaynakların aşırı tüketimi gerçekleşmektedir. 2008-9 finansal krizi sonrasında, birçok iktisatçı sorunların konvansiyonel sistemde yer alan lineer anlayıştan kaynaklandığını kabul etmiştir. Böylece ekonomistler daha sürdürülebilir bir ekonomik ve finansal sistem arayışlarına daha pozitif yaklaşmaya başlamışlardır. İnsanlara onurlu bir yaşam sağlayacak ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarını gözetecek şekilde faaliyet gösterilmesi gerektiği fikri, özellikle son otuz yılda yaygınlaşmıştır. Bu anlayış, gelir ve servet eşitsizliği, yoksulluk, yolsuzluk, iklim değişikliği ve biyoçeşitliliğin azalması gibi temel sorunların çözümüne yönelik tedbirlerin alınmasına neden olan sürdürülebilirlik kavramının oluşturulmasına ve yaygınlaşmasına katkıda bulunmuştur. 


3. İnsan eylemlerinin çevre üzerindeki etkisine ilişkin küresel endişenin bir sonucu olarak, sürdürülebilirlik fikri ciddi bir ilgi görmüş ve bu doğrultuda, Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda birçok yayın ve çalışma yapılmıştır. 


4. Kurumların finansal raporlamanın yanı sıra, çevresel, sosyal ve yönetişim ilke ve kurallarını da raporlamaları gerekmektedir.



5. Kapitalist ve sosyalist anlayış ve uygulamaların aksine İslam ekonomisi, Makasıd-ül Şeria’da da ortaya konulduğu üzere, herkes için kapsamlı bir kalkınma ve çevrenin sürdürülebilir bir şekilde korunmasını sağlayacak bir ekonomik ekosisteme yönlendirmektedir. İslam ekonomisi, kaynakların tükenmesini ve çevresel felaketleri önleyen döngüsel bir anlayışa dayanmaktadır. Prensip olarak, İslam ekonomisi kurallarına uyum zaten anlaşılmış olmalı ve otomatik olarak ÇSY’ye uyumu da içermelidir ve bu nedenle İslami endekse dahil edilen firma ve projelerin ÇSY endekslerine de dahil edilmesi beklenmektedir. Ancak, İslam ekonomisi kurallarına uygunluk hususu, ÇSY ilkeleriyle hiçbir ilgisi yokmuş gibi uygulanmaktadır. 


6. Doğal düzen, insanoğlu tarafından ihlal edilmediği sürece, tasarımları gereği dinamik bir denge içindedir. Doğal düzende israf yoktur. Bununla birlikte, kendi içinde dengelidir, rejeneratif ve yeniden dağıtıcıdır. Dolayısıyla, girişimciler bu doğal düzenin ve onun kritikliğinin farkında olmalıdır. Aksi takdirde, ekonominin toplum ve ekolojik çevre için olumsuz dışsallıkları kaçınılmaz hale gelmektedir. Dolayısıyla, girişimciler pozitif dışsallıkları maksimize etmeli ve negatif dışsallıkları minimize etmelidir ki dinamik dengenin geliştirilmesine katkıda bulunabilsinler. 


7. Liberal ekonominin vizyonu, teknoloji aracılığıyla üretimin artırılması ve bu ürünlerin insanlar tarafından tüketilmesi yoluyla toplumun mutluluk düzeyinin yükseltilmesi olsa da bu vizyonun üretim artırımı tarafındaki başarısı, insan mutluluğunu artırma tarafında gerçekleşmemiştir. Bu bağlamda 4 ana sorun öne çıkmaktadır: çevre sorunları, gelir dağılımı, gelecek nesillerin haklarının da tüketildiği kaynakların aşırı kullanımı ve biyoçeşitliliğin azalması. 


8. Döngüsel ekonomi, çevre sorunlarının daha da kötüye gitmesine karşı bir çözüm olabilir. Bu bağlamda, Cramer’in 10R ilkesi (reddet, azalt, yenile, yeniden tasarla, yeniden kullan, yenile, yeniden üret, yeniden kullan, geri dönüştür, geri kazan) uygulanabilir. Ancak, özellikle reddetme ve azaltma ilkelerinin uygulanmasında pek başarılı olunduğu söylenemez. Örneğin, döngüsel ekonominin yasaların bir parçası haline getirildiği Avrupa Birliği ülkelerinde veya diğerlerinde, son yıllarda tüketim seviyeleri düşmemektedir. Dolayısıyla, reddetme ve yeniden kullanma kavramları yeniden canlandırılmadığı sürece, 10R’nin diğer adımları ulaşılmak istenen çevresel hedeflere erişmede yetersiz kalacak gibi görünmektedir. Örneğin, AB’de üretilen ve geri dönüştürülen plastik ambalaj atıkları artış eğilimindedir. Dolayısıyla tüketim paradigmamızda büyük bir değişiklik olmadan sadece teknoloji ve yasalara güvenerek çevre sorunlarını tersine çevirmek mümkün değildir. Bu aynı zamanda eşitsiz gelir dağılımı, kaynakların aşırı kullanımı ve biyoçeşitlilik kaybının da anahtarıdır. Geri dönüşüm çok önemli olsa da doğayı yaratılış biçimiyle dengeye getirmek için yeterli değildir. 


9. Girişimcilik faaliyetleri açısından; döngüsel endüstriye dayalı ekonomik faaliyetler, döngüsel işletmeler, döngüsel teknolojiler, döngüsel finansal hizmetler ve yönetişim sistemleri gibi pek çok fırsat bulunmaktadır.


10. Liberal ekonomi, ihtiyacı sınırsız olarak tanımlar, sınırlı kaynaklarla sınırsız ihtiyaçların nasıl karşılanacağı problemi ile uğraşır. Ancak İslam ekonomisine göre ihtiyaçlar sınırlı, kaynaklar sınırlı ve istekler ise sınırsızdır. Bu anlayış, israf olgusunu temel bir zemine oturtmakta, istekler ile ihtiyaçların net bir şekilde ayrıştırılmasının zeminini teşkil etmektedir. 


11. Atık üretimi ile gelir düzeyi arasında pozitif bir korelasyon vardır. Her yıl 1,3 milyar ton gıdayı kaybedilmekte ve israf edilmektedir ki bu da 3 milyar insanı beslemeye yetecek bir miktardır. Gıda kayıpları ve israfı sanayileşmiş ülkelerde yaklaşık 680 milyar USD, gelişmekte olan ülkelerde ise 310 milyar USD tutarındadır. Sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkeler kabaca aynı miktarlarda gıdayı - sırasıyla 670 ve 630 milyon ton - israf etmektedir. Bununla birlikte, gelişmekte olan ülkelerin nüfusu, gelişmiş ülkelerinin nüfusunun 5 katıdır. Yıllık sera gazı emisyonlarının tahmini %8’i, kaybolan ya da israf edilen gıdaların üretilmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Çin’den daha büyük bir alan ve dünya tatlı su kaynaklarının %25’i hiç yenmeyen gıdaları yetiştirmek için kullanılmaktadır. Çözüm, ihtiyacınızdan fazlasını üretmemektir. 


12.Sürdürülebilirlik ve finansın kesişimi, sermayenin çevre dostu ve sosyal sorumluluk sahibi projelere yönlendirilmesine odaklanan “yeşil finans” inovasyonunu doğurmuştur. 


13.Çevresel krizler karşısında İslam iktisadının ticari ve sosyal finans kurumlarının, kâr-zarar ortaklığını ve ticaret prensibini merkeze alan gerçek ticaret işlemlerinin kullanılması, sürekli krizlerle sınanan neoliberal ekonomik yaklaşıma karşı güçlü alternatifler sunmaktadır. Bu bağlamda mevcut ekonomik krizlerden kurtulmanın temel yolu olarak reel iktisadi işlemlerle birlikte ekolojik, çevresel ve toplumsal sorunların göz önünde bulundurulması ve sürdürülebilir ekonomik önlemlerin alınması kaçınılmazdır. Zira bu tür bir ekonomik model, salt kâr ve üretim maksimizasyonu ve tüketim toplumu oluşturmayı hedeflemekte ve bu sürecin getireceği olumsuz sonuçları göz ardı etmektedir. Bu ise zaman içerisinde önemli sorunlara yol açarak, dünyanın yaşanabilir bir yer olma özelliğine darbe vurmaktadır. Bu nedenle dünyada hakim olan bu ekonomik modelin ciddi bir şekilde sorgulanması gerekmektedir. 


İslam İktisadı Araştırma Merkezi (İKAM) tarafından 13-15 Ekim 2023 tarihinde gerçekleştirilen 11. İslam İktisadı Atölyesi’ne katılan bilim insanları çevresel krizlerin aşılmasında İslam iktisadı ve finansının kurum ve araçlarının önemini bir kez daha vurgulamaktadır

DESTEKLEYEN KURULUŞLAR

DİĞER SİTELERİMİZ